Ana Sayfa Gündem 29 Haziran 2020 12 Görüntüleme

Rengarenk Vespa’lar, “Bana Özel Vespa’m” Uygulamasıyla Fiyat Garantili Ön Satışta!

İkonik motosiklet markası Vespa, bu yaz rengarenk Vespa modellerinden birine sahip olma hayali kuranlara özel bir uygulama sunuyor.
Altay’ın yıldız oyuncularından Leandro Kappel, hafta sonu deplasmanda Eskişehirspor’u mağlup etmekten başka düşüncelerinin olmadığını söyledi.
Muğla Büyükşehir Belediyesi Kadın Masa Tenisi Takımı, 3. Lig Masa Tenisi Müsabakalarında aldıkları başarılı sonuçlarla 2. Lige yükseldi.
Baksı yolculuğu 20. yılını tamamlıyor. Çağdaş müzeciliği yepyeni bir anlayışla Anadolu’nun kültür varlıkları haritasına katan, geleneği gelecekle buluşturan Baksı projesi, 20. yılını sürprizlerle dolu zengin bir programla kutlamaya hazırlanıyor.
Güncel koronavirüs tedbirleri ve dernekler masasının tavsiye kararları doğrultusunda fotoğraf derneklerinin tüm etkinlikleri iptal edilmişti.
İzmir’in tanınmış eğlence kulübü DJ’lerinden Süleyman Köfteci, Balıkesir’de organize edilen otomobil partisinde sahne aldı.
Son dönemin en popüler YouTube programlarından Katarsis’in bu haftaki konuğu çarpıcı ve samimi sohbeti ile İlyas Yalçıntaş oldu.
Eğitim ve öğretim kurumları, Covid-19 salgını etkisi altında başlanacak yeni eğitim öğretim dönemine hazırlanıyor.
Eğitimcilerle yeni nesil arasında kuşak farkı olduğunu söyleyen Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Deniz Emecen, “Bu korkulacak bir şey değil yönetilmesi gerekiyor.

Eğitim ve öğretim kurumları, Covid-19 salgını etkisi altında başlanacak yeni eğitim öğretim dönemine hazırlanıyor. Fiziki teması en aza indirecek tedbirlerin altyapısını kurmak için harekete geçen okullarda 2020 – 2021 eğitim öğretim yılına damgasını vuracak üç ilke ise kesin: Maske, Mesafe, Hijyen.

Eğitimin gündeminin masaya yatırıldığı “Yolun Başındayken”, koronavirüs salgını etkisinde başlayacak yeni eğitim – öğretim yılı için alınması gereken önlemleri ve aileler ile okullara düşen sorumlulukları gündeme getirdi. Dr. Görkem İldaş, koronavirüs salgının okulları ve eğitimin geleceğini nasıl etkileyeceğini Marmara Eğitim Kurumları İlkokul-Ortaokul Müdürü Çiğdem Anar Aytaç ile Maltepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Belma Akşit ile konuştu.

Bilim Kurulu’nun aldığı kararlar çerçevesinde eğitim ortamlarını koronavirüs tedbirlerine göre hazırlamaya başladıklarını söyleyen Marmara Eğitim Kurumları İlkokul-Ortaokul Müdürü Aytaç, en önem verdikleri konunun okullarda 1,5 metrelik sosyal mesafe kuralının uygulanması olduğunu söyleyerek, maske kullanımı ve hijyen şartlarının sağlanmasının da önemine değindi. Sosyal mesafeli teneffüs uygulamasının hazırlıklarını yaptıklarını söyleyen Aytaç, kantinde ve yemekhanelerde mesafe koşulları sağlayacaklarını da anlatarak, “Teneffüs kavramlarımız değişiyor. Servis kavramında da aynı değişiklikler gündeme gelecek. Çocuklarımızı okul binalarının içine alırken, dezenfeksiyon işlemlerinin yapılması gerekiyor diye düşünüyoruz. Hijyen artık hayatımızın bir vazgeçilmesi oldu.” diye konuştu.

Aytaç, “Çocuklarımızı güvenli bir okula nasıl getirebiliriz? Güvenli okul ortamı nasıl sağlayabiliriz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Fiziksel ve duygusal güvenliği ön planda çalışmak lazım. Fiziksel güvenliğimizde alacağımız tedbirler çok önemli. Dezenfeksiyon kabini, dezenfektan paspası, sensörlü dezenfektanlar, bunlar yapmamız gereken şeyler. Zaten yönetmelik ile belirlendi. Ancak konunun bir de duygusal güvenlik boyutu var. Bu da velilerimizin bu süreçte korunaklı bir alanda tuttukları çocukları için tabi ki kaygı duymalarından ileri gelebiliyor. Kaygı ve korkularını arttırdıkları zaman sıkıntılar gündeme geliyor. Bunu çocuklara da yansıtabiliyorlar. O yüzden burada da okulların rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimlerine gerçekten çok büyük işler düşüyor.”

Maltepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Belma Akşit ise, virüsün yayılma ve etki sürecinin toplumsal değer ile alışkanlıklarla doğrudan ilgili olduğunu söyleyerek, hastalık ile karşılaştıktan sonra ne yaptığımız kadar ne yapmadığımızın da değerlendirilmesi gerektiğini çünkü kültürel etmenlerin en az tıp ve ekonomi kadar önemli olduğunu anlattı. Prof. Akşit, şöyle devam etti:

“Maske takmayı bir türlü öğrenemedik. Maske takmak ne demek? ‘Ben hem kendimi koruyorum hem de seni koruyorum’ demek. Bir başkasına verdiğim değer, kendime verdiğim değer ve bir başkasını enfekte ettiğim zaman duyacağım sorumluluk anlayışı o kadar farklı ki. Bir çok kişi takmıyor, hiç takmak istemiyor. ‘Bana bir şey olmaz’ diyor. Bana bir şey olmaz denecek kadar basit bir olay değil. Bütün bir toplumu etkileyen olay. Ne kadar sorumsuzca davranabiliyoruz. Bu bizim sosyal-kültürel değerlerimizden kaynaklanıyor”

Koronavirüs sonrası dünyanın çok değişeceğini, akademik çalışmaların da bu süreçten etkileneceğini söyleyen Prof. Akşit, salgın sürecinde farklı uzmanlık dallarının birarada çalıştığını, bundan sonra da multidisipliner anlayışın ön plana çıkacağını vurguladı. Prof. Akşit, “Tüm bilim dalları aslında bir bütün ve bunu görüyoruz. Küresel bir soruna çözüm bulmak için bütün bu disiplinler bir araya gelmesi gerekti. Bunun da örneğini yaşadık. Bundan sonra da bu etki sürecek” diye konuştu.

İzmir’in tanınmış eğlence kulübü DJ’lerinden Süleyman Köfteci, Balıkesir’de organize edilen otomobil partisinde sahne aldı. Balıkesir Tren Garı’nda İz Koleji tarafından organize edilen partiye, yaklaşık bin kişi otomobilleriyle katıldı. Müzikseverler, Süleyman Köfteci’nin plaktan çaldığı şarkıları otomobilden dinleyerek, sosyal mesafe kuralına uyarak araçlarının yanında dans etti. Sahne performansının yanı sıra albüm çalışmalarına aranjörlük de yapan Köfteci, ”2020 yılı için çok özel çalışmalar hazırladık. Hem yeni şarkılarımı tanıtmak, hem de eğlenceden uzak kalan gençlerin stresini azaltmak istedik. Sosyal mesafeli partiler organize etmeye başladık. Bunu İzmir’de de gerçekleştirmek istiyoruz. Her sene olduğu gibi özellikle Ege Bölgesi’ndeki eğlence merkezlerinde müzikseverlerle buluşmaya devam edeceğiz” dedi.

Güncel koronavirüs tedbirleri ve dernekler masasının tavsiye kararları doğrultusunda fotoğraf derneklerinin tüm etkinlikleri iptal edilmişti. BUFSAD Fotoğraf Sanatı Derneği tüm duyuru ve etkinliklerini sosyal medya hesaplarından paylaşmaya tüm hızıyla devam ediyor.

Geçtiğimiz günlerde BUFSAD Başkanı Serpil Savaş fotoğraf sanatının duayen ismi Cengiz Karlıova’yı youtube üzerinden canlı yayına davet ederek, fotoğraf tarihinin en başarılı sergisi kabul edilen ‘Family Of Man’ in sunum ve söyleşisini gerçekleştirdi.

Siyah Beyaz Fotoğrafların Üstadı

Fotoğrafla çocuk yaşlarda iken babasının fotoğraf stüdyosunda tanışan  ve yaşam biçimine dönüştüren fotoğraf sanatının duayen ismi Cengiz Karlıova siyah beyaz fotoğraflarıyla dünya çapında tanınıyor. Biz de değerli sanatçıyla seçkiyi sunumundan sonra söyleşi fırsatı yakaladık. Siz değerli okurlarımızla paylaşmaktan mutluluk duyacağımız bu keyifli sohbeti sunuyoruz.

-Hocam ülkemizde kaybettiğimiz Sami Güner, Eren Çalıkoğlu, Ara Güler, Savaş Ay gibi değerli fotoğraf sanatçıları vardı. Halen yaşayan başta siz, İsa Çelik, Gültekin Çizgen, Kamil Fırat, Gülnur Sözmen gibi sanatçıların Türk Fotoğraf Sanatındaki katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk Fotoğrafı yeteri oranda büyüdü mü, dünyadaki yeri sizce nerede?

Şimdi burada Türk Fotoğraf Sanatı ile Dünya Fotoğrafını kıyaslamak pek doğru bir şey değil.  En önemli şey fotoğrafın üretkenliğidir. Fotoğrafların nasıl yayılabildiğidir. Burada farklı ögeler var. Avrupa ya da Amerika , İngiltere gibi gelişmiş diğer ülkelerde fotoğraf pazarı çok farklı bir şekilde işler. Ya haber niteliğinde olan fotoğraflar ya da   arşiv ve koleksiyonerlerin ilgi göstereceği fotoğraflar basılır.  Bir de amatör kuşak var. Amatör kuşak kendi içlerinde  özellikle fotoğraf yarışmaları yolu ile fotoğraflarını paylaşırlar ve birçok ülke burada başarılı görülebilir. Bu , o ülkenin gerçekte dünya pazarında yeri olduğu ya da olmadığı anlamına gelmez. Özellikle mesela ben kendi adıma İngiliz fotoğrafının, hatta Amerika fotoğrafının da dünya fotoğrafındaki yerinin  biraz gerilerde olduğunu düşünürüm.   Bireysel fotoğraflar hep vardır ama örgütlülük anlamında baktığımızda, orada İtalya, Belçika, Fransa , Almanya var. Özellikle daha farklı ve özgün yani yaratıcılığı destekleyen fotoğraflar, fotoğrafçılar üretmişlerdir.

– Siz geleneksel karanlık oda fotoğraf ustası olarak,  Digital Fotoğrafçılığı nasıl değerlendiriyorsunuz?  Digital Fotoğrafçılık  fotoğraf sanatını bitirdi mi ?

Çok güzel bir soru.  Çocukluğumdan beri fotoğrafın içinde oldum, 1972 resmi başlangıç yılım ve analog dönemi. 2000 yıllarının başlangıcına kadar digital yoktu. O döneme kadar hep analog kameralar ve filmler vardı. Benim  o yıllarım karanlık odada geçti. Üst üste 3-4 yıl hep karanlık odalarda idim. Neredeyse bir hücrede kapanmış gibi. 2003 yılında ilk digital kameramı aldım, o kamera ile fotoğraflar çektim, bilgisayara yükledim. Gördüm ki çok iyi sonuçlar, çok güzel fotoğraflar çıkıyor. Daha öncesinde analog fotoğraflardan taradığım fotoğrafları photoshopla  yaptım. Karanlık odada yaptığım herşeyi digital kamera ile çektiğim fotoğraflarda da yapıyordum. Bir anda karar verdim, o gün itibari ile geriye hiç bakmadım.  Karanlık odayı topladım, hala durur  vizörler, küvetler, tanklar, banyo yıkama malzemeleri. Nedeni o kadar  uzun yıllar karanlık odada zaman geçirmemdir . Yani çok zevk almama, yaratıcılığımı  sağlıklı şekilde ortaya koymama rağmen sonrasında, neredeyse ayağımı uzatarak , çayımı kahvemi içerek, aydınlık ortamda , arkadaşlarla  sohbet ederek bilgisayarın başında fotoğraflarımı üretmeye devam ettim. Bu benim için çok büyük bir rahatlıktı ve bugüne kadar bundan hiçbir şekilde taviz vermedim. Bir sürü sergi açtım ve o sergiler kendi bastığım fotoğraflarla oldu, sonrasında digital döneme geçince güvendiğim arkadaşlarım printerlarla fotoğraflarımı bastılar ve sergiler açıldı. İstanbul’daki sergimde 180 adet fotoğraf var mesela , onların yarısı analog yarısı digitaldir.

-O zaman sıcak bakıyorsunuz Digital Fotoğrafçılığa  ? Geleneksel karanlık oda fotoğrafçılığının sergileri oluyordu, müzelerde sergileniyor hatta satılıyordu. Digital fotoğraflar alıcı buluyor mu sizce?  

Satılıyor evet ,  2 yıl önce İstanbul’da bir fotoğraf müzayedesi düzenlendi . Birçok tanınmış fotoğrafçı arkadaşlarla kontaktlar kuruldu, onlardan bir portfolyo oluşturuldu ve açık arttırma ile müzayedede o fotoğraflar satıldı. Benim de  2 tane fotoğrafım vardı orada. Herkesten birer ikişer fotoğraf toplandı. Orada  koleksiyonerler telefonla bağlantı kurarak , salona gelerek açık arttırma yolu ile o fotoğrafları aldılar. Ancak Türkiye’deki koleksiyonerlerin sayısı az. Dünyada da bu böyle çok farklı değil. Ancak galerilerin  pazarlama taktikleri , kontaktları , ilişki kurduğu özel kişiler yolu ile daha yüksek değerlere fotoğraflar sattıkları oluyor.

– Digital Fotoğrafçılık da sanat olmaya devam edecek diyorsunuz.

Tabi , fotoğraf fotoğraftır,  digital veya analog. Fotoğrafın bir özelliği var reprodüksiyon yapılması . Fotoğrafın çoğaltılabilme özelliği olması gerekli. Analog dönemindeyken de böyle idi. Filmi bende , ben basıyorum , fotoğrafı koyuyorum teşhire, o satılıyor ama negatifi bende olduğu sürece tekrar basıp çoğaltabiliyorum. Yani bu karşılıklı güvene dayalı bir durum . Bir fotoğraf satışa çıkarken kaç sayıda basıldığı  ile ifade edilir.3-5-1-10-100 ne ise. Ona göre de fiyat belirlenir. Tek kopya ise 10 liraya satılır, 20 kopya ise 50’şer kuruşa satılır mesela. Bu çok önemli bir şeydir, fotoğrafın ne yazık ki çoğaltılabilir olması nedeni ile.

-Hocam değerli katkılarınız ve söyleşiniz için çok teşekkür ediyoruz.

 

CENGİZ KARLIOVA kimdir?

1954 yılında İstanbul’da doğdu.
1972 yılından bu yana kendi adını taşıyan fotoğraf stüdyosunda çalışmalarını sürdürmekte.
1984’de gerçekleştirilen Diatek Diapozitif Merkezi’nin kurucu üyeliğini yaptı.
Kişisel sergilerin yanında çok sayıda karma sergiye katıldı. Fotoğraf yarışmalarında jüri üyelikleri yaptı.
Yurtiçi ve dışında pek çok ödül aldı.
Afiap ünvanına sahiptir.
Fotoğrafın, belge yanı kadar, salt estetik kaygısı ile de üretebileceğini, büyük bir hızla gelişen çağa, her yönüyle aynı hızda cevap verebilen ender sanat dallarından biri olduğunu düşünüyor.
İfsak onur üyesidir.
Fotogen Fotoğraf Derneği kurucularındandır.

Nedret Hotun – Bursa / BHA

Baksı yolculuğu 20. yılını tamamlıyor. Çağdaş müzeciliği yepyeni bir anlayışla Anadolu’nun kültür varlıkları haritasına katan, geleneği gelecekle buluşturan Baksı projesi, 20. yılını sürprizlerle dolu zengin bir programla kutlamaya hazırlanıyor. Temmuz ayında başlayacak ve 2021 Temmuz’una dek devam edecek kutlama programı çerçevesinde, yeni sergiler, atölyeler, burslar, film gösterimleri ve konser etkinliğinin yanı sıra, kültür-sanat alanında proje üreten bireylere ve kurumlara açık bir ödüllendirme programı da hayata geçirilecek.

Baksı Kültür ve Sanat Vakfı’nın ve Baksı Müzesi’nin kurucusu Prof. Hüsamettin Koçan, “20. yıl programını oluştururken, Baksı’nın Anadolu’nun kültürel mirasından ve yaratıcılığından ilham alan bir proje olduğunu hep göz önünde tuttuk” diyor ve ekliyor: “2000 yılının Temmuz ayında, müze inşaatı için vurulan ilk kazmayla başlayan Baksı yolculuğu o günden bu yana kesintisiz biçimde sürüyor, eklenen yeni duraklar ve yeni yolcularla giderek büyüyor, gelişiyor. Geçen bu 20 yılda, kapılarımızı tıpkı Anadolu’nun kendisi gibi, farklılıklara açık tutmayı ilke edindik.Sanat ve zanaat arasındaki yüksek duvarları ortadan kaldırdık. Kendimizi salt seyirlik bir müze olmakla sınırlamadık. Çocuklarla sanat eğitimini, kadın istihdamını, yöresel kalkınmayı, yaşam kalitesini yükseltmeyi temel alan yeni bir model oluşturduk. Bu anlayış dünden bugüne tüm projelerimize ışık tutmaya devam ediyor.”

 

20. Yıl için 20 Yapıt: Maskeler

Baksı Müzesi’nde yer alan, Şakir Gökçebağ’ın heykel ve yerleştirmelerinden oluşan sergisi Aşina” Temmuz sonuna dek devam edecek. Gökçebağ bu kapsamlı sergide gündelik yaşamın içinden, sıradan nesneleri etkileyici bir dille yepyeni formlara dönüştürüyor.

Gökçebağ sergisinin ardından, Baksı’nın 20. yıl programı çerçevesinde Ekim ayında, birbiri ardına üç yeni sergi açılacak. Bu sergilerden ilki “20. Yıl için 20 Yapıt” başlığını taşıyor. Depo Müze’de izleyicilerle buluşacak olan sergi, pandemi sürecinin gündelik yaşantımızın vazgeçilmezleri arasına kattığı “maskeler”i konu ediniyor. Sergide, çağrı yapılan 20 sanatçı ve tasarımcının, hem bir kullanım aracı, hem de bir kavram olarak maskeyi odağına alan özgün yapıtları yer alacak.

Katılan isimler arasında; Mustafa Horasan, İrfan Önürmen, Mike Berg, Alp İşmen, Beyza Boynudelik, Mehmet Dere, Fırat Engin, Ferhat Özgür, Gülcan Şenyuvalı, Halit Berker, Özlem Süer, Simay Bülbül, Merve & Kerem Ariş (uniqka), Hatice Gökçe, Enis Karavil, Ayşegül Hotiç, Felekşan Onar ve Aykut Erol da yer alıyor.

 

“Kıraç Sırtta” Heykel Sergisi

Bir diğer sergi ise Baksı Müzesi’nin yanı başında, açıkhavaya yerleşecek heykellerle gerçekleşiyor. Baksı Tepesi’nin üzerinden Çoruh nehrini seyredecek bu heykeller 10 sanatçının üretimlerini biraraya getiriyor. Bu sanatçılar, Yunus Tonkuş, Tuğrul Selçuk, Elif Süsler, Mike Berg, Ali Teoman Germaner, Nermin Er, Güler Güngör, Kemal Tufan, İbrahim Koç ve Hüsamettin Koçan.

 

Altı Şehirde 150 Yetenekli Çocuğa Burs

Baksı Müzesi’nin, İl Milli Eğitim Müdürlükleri işbirliği ve Aydın Doğan Vakfı desteğiyle her yıl düzenlediği Öğrenci Sanat Şenliği’nin 8.incisi bu yıl kapsamını daha da genişleterek gerçekleşecek ve toplam 150 öğrenciye burs verilecek. Öğrenci Sanat Şenliği kapsamında, güzel sanatlar alanındaki yetenekli ilk ve ortaokul öğrencileri belirleniyor, öğrencilere 1 eğitim yılı boyunca burs desteği verilerek eğitimlerine katkıda bulunuluyor. Bayburt, Erzurum ve Trabzon’un yanı sıra, bu yıl şenlik kapsamına komşu iller, Gümüşhane, Erzincan ve Rize de ekleniyor, böylelikle ulaşılan şehir sayısı altıya çıkıyor.

Ödüller Kasım 2020’de

Baksı Müzesi, bu yıl ayrıca Anadolu Ödülleri projesini başlatıyor. Bundan böyle her yıl düzenli olarak verilecek Anadolu Ödülleri’nin ilki Kasım 2020’de sahiplerini bulacak.

Baksı Müzesi 2021 mevsimine ise kapsamlı bir Osman Dinç sergisiyle girecek. Dinç’in “Gözlem Evi” başlıklı sergisi 2021’e damgasını vuracak.

20. yıl kutlamalarının bir diğer önemli halkası ise Baksı Kültür Sanat Vakfı’nın geliştirdiği, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı büyük bir projenin start alması olacak. Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından tasarlanan, uluslararası ödüllü “Kadın İstihdam Merkezi” binasının temeli 2021 Mayıs’ında törenle atılacak.

Muğla Büyükşehir Belediyesi Kadın Masa Tenisi Takımı, 3. Lig Masa Tenisi Müsabakalarında aldıkları başarılı sonuçlarla 2. Lige yükseldi.

Muğla Büyükşehir Belediyesi Kadın Masa Tenisi Takımı, Türkiye Masa Tenisi Federasyonu tarafından alınan kararla 2019-2020 Danyal Çiper Sezonunda 1.Devre ve Play-Off puan sıralamaları göz önüne alınarak üst lige yükselmeyi hak eden takımlar arasında yerini aldı.

İlki Antalya’da ikinci etabı İzmir’de yapılan 3. Lig müsabakalarının ikinci etabında oynanan yedi karşılaşmanın yedisini de kazanan Muğla Büyükşehir Belediyesi Kadın Masa Tenisi Takımı’nda Aytül Güldürür, Selin Sarıkaya, Hatice Söğüt ve Gaye Karataş mücadele ediyor.

İkonik motosiklet markası Vespa, bu yaz rengarenk Vespa modellerinden birine sahip olma hayali kuranlara özel bir uygulama sunuyor. Uygulamaya göre Vespaseverler, Vespa’nın ürün gamında yer alan farklı renk ve özel koleksiyon modellerinden dilediğini fiyat garantili ön satışla sipariş edebiliyor.

Türkiye’de Doğan Holding tarafından temsil edilen ikonik motosiklet markası Vespa, gerçekleşen yoğun talebi karşılayabilmek için “Bana Özel Vespa’m” adında yeni bir uygulamayı devreye alıyor. Bu yaz rengarenk Vespa modellerinden birine sahip olma hayali kuranlara özel, fiyat garantili ön satış uygulamasıyla Vespaseverler diledikleri renk ve modelde Vespa’nın sahibi olabilecekler. Üstelik kullanıcılar bu uygulama sayesinde sabit fiyat ayrıcalığından da yararlanıp avantaj sağlıyorlar.

Konuyu değerlendiren Vespa Türkiye Pazarlama Müdürü Şirin Yurtseven, dünyayı ve ülkemizi tehdit eden Covid-19 salgını sonrası kişisel mobilitenin daha da arttığını ve buna bağlı olarak taleplerde artış gözlemlediklerini belirterek; “Hem artan talebi geri çevirmemek hem de herkesin gönlünden geçen modele sahip olmasını sağlamak için yeni bir fiyat garantili ön sipariş uygulmasını devreye aldık. Normal koşullarda müşterilerimiz stoklarımızdaki renk ve modellerden seçim yapmak durumundaydı. Yeni uygulamamızla beraber ise ülkemizdeki Vespa severler, İtalya’da üretilen hangi model varsa onu seçme şansına sahip olabiliyorlar. Yakında yeni hizmetlerimizi de devreye alarak artan taleplere cevap vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Beyaz Haber Ajansı
Tema Tasarım | Osgaka.com